Mekteb-i Harbiye (Harp Okulu) Nasıl Kuruldu?

II. Mahmud, üst üste gelen askeri yenilgiler sonrasında Batılı tarzda bir askeri okulun açılması gerektiğini düşündü. III. Mustafa döneminde açılan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun ve III. Selim döneminde açılan Mühendishane-i Berr-i Hümayun her ne kadar kendilerinden beklenen subayları yetiştiriyor olsalar da sayı yetersiz kalıyordu.

Ayrıca piyade ve süvari sınıfları için olması gereken bir harp okulu yoktu. Sipahiler ve Yeniçeriler onların yerine bulunuyordu. Ancak Batılı tarzda yetişmiş subaylar, isyan ederler endişesiyle bu birliklerin başına verilemiyordu. Sonuçta II. Mahmud 1834 yılında bugünkü harp okulunun başlangıcı olan Mekteb-i Harbiye’yi açtı. Okulun açılmasında Namık Paşa ve Ahmet Fevzi Paşa da padişaha yardım etmiştir.

Peki ama okul nasıl kuruldu? İstanbul’da Mekteb-i Harbiye’nin kurulmasından önce, Mısır’da Mehmet Ali Paşa kendi askerlerini Avrupa’ya göndermiş, ayrıca Mısır’da onlar için Batılı tarzda eğitim alacakları bir de okul kurmuştu. Yetiştirdiği bu askerler sayesinde Osmanlı’ya karşı giriştiği isyanda da başarılı olmuştu.

II. Mahmud -Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın isyanından önce-, yetişmiş bu eğitimli subaylardan bazılarının İstanbul’a gönderilmelerini ve İstanbul’daki subayların eğitimine katkı vermelerini istemişti. Mehmet Ali Paşa, padişahın talebini reddetmiş ve “Mısır’da eğitimli subay yoktur” cevabını vermişti. Bu cevap üzerinde İstanbul’da Mısır’daki okula benzer Batılı tarzda eğitim veren bir okul açılması kararlaştırıldı.

Mekteb-i Harbiye (Harp Okulu) Nasıl Kuruldu

1831 yılında Selimiye Kışlası’nda “Sıbyan Bölükleri” adı altında bir okul açıldı. Okulun öğrencilerinin daha sonra Beşiktaş’taki Maçka Kışlası’na nakil edilmeleriyle de, 1834 yılında, Mekteb-i Harbiye kurulmuş oldu. Okul ilk kurulduğunda alınan öğrenciler okuma yazma bilmiyorlardı. Er muamelesi görüyor ve erlerin yaptığı işleri yapıyorlardı. Eğitim sekiz seneydi.

Buradan mezun olan öğrenciler arasından seçilen başarılı ve zeki 100 tanesi Maçka’daki okula gönderilerek orta öğretime, yani ikinci öğretime geçiyordu. Askerlikle ilgili eğitim bu kısımda veriliyordu. Bu sırada medresede de eğitim devam ediyor, medrese ve askeri okullar arasındaki mücadele de sürüyordu. Özellikle zengin aileler çocuklarını askeri okullara vermek  istemezlerdi.  Yönetim;  sokaktaki  garip, kimsesiz çocuklarla fakir ailelerin çocuklarını askeri okullara alıyordu.

Okulda sadece öğrenci değil, öğretmen ihtiyacı da vardı. Bunun için Avrupa’dan uzman subaylar getirildi, bir yandan da Avrupa’ya öğrenciler gönderildi. Mekteb-i Harbiye’de yapılan yeniliklere rağmen okul mesleki eğitimden mahrumdu. Islahat yapılması için okul 1843’te ikiye ayrıldı. Mekteb-i Fünun-u İdadiye kısmı Maçka binasında kaldı, yüksek yani Harbiye kısmı ise Mekteb-i Ulum-u Harbiye adıyla Küçük Taksim’deki Tophane-i Amire Hastane binasına taşındı.

Harbiye Mektebi ilk mezunlarını 1848’de verdi. Sınavları padişah Abdülmecid’in huzurunda yapıldı ve üçüncü sınıftan dördüncü sınıfa geçenler arasından beş öğrenci, yüzbaşı rütbesiyle Erkân-ı Harbiye’nin beşinci sınıfını oluşturdu. Üçüncü sınıfı bitirenler yüzbaşı olarak orduya katıldılar. Erkân-ı Harbiye kısmı ise dördüncü sınıf kısmını okumadan beşinci sınıf derslerini okumaya başladı.

Tanzimat’a kadar her yüksek askeri okulun idadisi kendi binasında açılıyordu, ancak Tanzimat sonrasında bütün askeri idadilerin Galatasaray’da toplanması kararlaştırıldı.

1873 tarihi, askeri okullar için önemli bir tarih oldu. Çünkü bu tarih itibarıyla Mekteb-i Harbiye dört seneden üç seneye indirildi, ayrıca sakıncalı olduğu düşünülerek sözlü sınavların tümü kaldırıldı.

Askeri okullardaki en büyük değişimi tetikleyen olay ise, 1877 Osmanlı-Rus Savaşı’ndaki yenilgidir. Büyük toprak kayıplarının yaşandığı savaş sonrasında, o tarihe kadar Fransız etkisinde düzenlenen askeri okullar artık Alman etkisine girmiş, eğitimler Alman subay ve uzmanlarca verilmeye başlanmıştır. Erkân-ı Harbiye fennî ve askeri kısım olarak ikiye ayrılmış, ardından matematik dersleri de kaldırılmıştır.

2. Meşrutiyet’le birlikte okulda gereksiz görülen dersler kaldırılmış, 1905’te açılan Edirne, Manastır, Şam ve Bağdat harbiyeleri kapatılarak öğrenciler İstanbul Harbiye Okulu’na getirilmiştir. Dünya Savaşı’ndan ötürü 1914’te kapatılan Harbiye Mektebi, 1920’de tekrar açılmış ancak İtilaf Devletleri’nin işgaliyle iki ay sonra okul tekrar kapatılmıştır.

İşgalciler, Halıcıoğlu’ndaki okul binasını da işgal etmiş, öğrenciler teçhizatlarıyla Çengelköy Kuleli İdadisi’ne taşınmıştır. Kısa süre sonra işgalciler burayı da ele geçirerek binayı Ermeni Yetimhanesi yapmışlardır. Kuleli Lisesi öğrencileri de işgal sebebiyle önce Kâğıthane’ye, ardından Maçka’ya taşınmış, İstiklal Savaşı sırasında Anadolu’daki mücadeleye katılmak için pek çok öğrenci Anadolu’ya gitmiştir.

Sonunda İstanbul’daki Harbiye Mektebi lağvedilince, ekip Ankara’daki subay ihtiyacını karşılamak için açılan Ankara’daki Talimgâh’a gitmiş, Talimgâh 1 Nisan 1923’te Harp Okulu adını almış, aynı yıl içinde ise İstanbul Pangaltı’daki eski binaya taşınmıştır. İlk mezununu 1924’te veren okul, 1936’da tekrar Ankara’ya dönmüş ve bugüne kadar eğitimine burada devam etmiştir.

>> Türkiye’deki Askeri Okulların Tarihi

>> Mühendishane-i Bahri-i Hümayun

>>Mühendishane-i Berri-i Hümayun

>> Mekteb-i Tıbbiye (Tıp Okulu/Gülhane Askeri Tıp Akademisi)

>> Mekteb-i Harbiye (Harp Okulu)

>> Askeri Liselerin Tarihçesi (Askeri İdadiler)

>> Askeri Ortaokulların Tarihçesi (Askeri Rüşdiyeler)

>> Cumhuriyet Döneminde Askeri Okullar

Kaynak: https://insamer.com – Türkiye’deki Askeri Okulların Tarihi (Derleme Şule Sağlam Ridha)

Yorum yapın